Dindar Nesilden Kindar Nesle

Siyasal İslam, İslam’ın kişisel hayat dışında sosyal ve politik alanlarda da yol gösterici olmasını hedefleyen “politik hareketler” olarak tanımlanmaktadır. Yani Siyasal İslamcılar, iktidara gelerek İslam’ı toplumun tüm kesimlerine yayacaklarını iddia ederler. Bu vesileyle dünyanın birçok Müslüman ülkesinde ve Türkiye’de “siyasi partiler” kurulmuştur.

Türkiye’de yıllardır Siyasal İslamcılar; iktidara gelmek, İslam’ı en güzel şekilde temsil etmek ve “dindar nesil” yetiştirmek iddiasında bulundular. Hatta kendilerini desteklemeyen kesimleri de İslam’a zarar vermekle itham ettiler. Ülkede yaşanan siyasi ve ekonomik krizlerden de faydalanarak ciddi bir oy alıp iktidara geldiler.

Gel zaman git zaman eski çamlar bardak oldu. Köprünün altından çok sular aktı. Siyasal İslamcılar gücü ele geçirince “devlet” denen nimeti tepe tepe kullanmaya başladılar. Artık “dindar nesil” iddiasını unuttular. Şimdi tek iddiaları “yandaş nesil” yetiştirmek… Yandaş olmayanlar bir şekilde “terörist” ilan edilip toplumdan soyutlanıyor ve cezalandırılıyor.

Son yıllarda bu “yandaş nesil” hızla “kindar nesle” evrildi. Zira iktidarın devamı için bu “kindar nesil” çok önemli. Kindar neslin hiçbir ahlaki ve insani kriteri yok. Bunları sorgulayacak bir mahkeme de kalmadı. “Kindar nesil”, siyasi iktidardan da güç alarak her türlü kötülüğü yapıyor. Bütün bunları din için yaptıklarını zannediyorlar.

Siyasal İslamcılar, iktidarı kaybetmemek için muhalif gördüğü her kesime operasyon düzenliyor. Siyasilerin emir eri hâline gelen kindar memurlar, asılsız ihbarlarla birçok haneye operasyon düzenleniyor. İnsanlar sorgulanıyor… Muhalif olanlar bir şekilde emniyete götürülüyor. Mallarına mülklerine el konuluyor, her türlü çirkefliğe başvuruluyor.

Evlerdeki dinî kitaplar, dergiler, ansiklopediler… bir bir toplanıyor ve bunlar çok büyük bir suç unsuruymuş gibi emniyette sergileniyor. Aynı zamanda bu kitaplarla ilgili görseller “satılmış medya” tarafından terör örgütü dokümanıymış gibi yayınlanıyor. Anlayacağınız “Allah’ın Kitabı” terör örgütü dokümanı hâline getirildi.

Bu haberleri takip eden halk ise evdeki dinî kitapları ya ormana götürüp yakıyor, ya nehre atıyor, ya da toprağa gömüyor. Eğer bu kitaplar kazara bir arazide bulunursa, arazinin sahibine dava açılıyor ve derhâl soruşturma başlatılıyor. Aynı zamanda bu kitapların yanında suya sabuna dokunmayan diğer kültür kitapları da yok ediliyor. Zaten okuma oranı çok düşük olan bir ülkede “kitap katliamı” yapılıyor. Ne acıdır ki “kitap katliamı”, 1945 yılı Türkiye’sinde değil 2020 yılı Türkiye’sinde yapılıyor.

Peki, “suç delili” olarak toplanan bu kitaplar neler?

Kur’an’ı Kerim (Allah tarafından, Hz. Muhammed’e indirilen kitap…)

Fıkıh Ansiklopedisi (Dinî kuralların, iman ve itikat konularının anlatıldığı ansiklopedi)

Kütübi Sitte (Hz. Muhammed’in sözlerinden oluşan kitap)

El-Kulub’ud-Daria (Dua kitabı)

Bir de buzdağının görünmeyen kısmı var. Siyasal İslamcıların bu operasyonlarına geçmişte ülkeyi kaosa sürükleyen kesimler canla başla destek veriyor. Çünkü Siyasal İslamcılar sayesinde ülkede Müslümanlık yok ediliyor, millî ve manevi değerler itibarsızlaştırılıyor…

Peki, ülke bu kaostan nasıl kurtulur?

Şu an için gelecekle ilgili iyimser iddialarda bulunmak yanlış olur. Ülkedeki bu kaosu, Allah’tan başka durduracak bir merci kalmadı. Zira Allah, bu iki yüzlü insanların aklını aldı. Dolayısıyla akıl olmayan yerde adaletten, hukuktan ve insanlıktan bahsedilemez!

Sezgin Akçay
@sezgin_akcay

Yorum bırakın