Hapishanedeki evladı için adalet arayan ve tek başına verdiği mücadele ile fenomen hâline gelen Melek Çetinkaya adlı kadın tutuklanmış.
Birkaç gün önce bu kadın özel bir TV kanalında canlı yayına katılmış, orada kendisinden tanımadığı insanlara “terörist” demesini ya da onların aleyhine birtakım laflar etmesi istenmişti. İstedikleri cevabı alamayınca bu sefer kadını tutuklatmışlar. Daha önce başka bir kadın, TV’de komşularını katletmekten ve silah depolamaktan bahsetmişti. O kadın elini kolunu sallayarak dolaşırken ve katil seviciler tarafından yüceltilirken adalet arayan Melek Çetinkaya tartaklanarak nezarete atılıyor.
Maalesef Türkiye’de hâkimlik, savcılık, avukatlık gibi kutsal meslekler trollerin eline geçti. Ülke resmen ne idüğü belirsiz “dar bir kadro” tarafından yönetilmeye çalışılıyor. Bunlar yargıya emir veriyor, istediklerini tutuklatıyor, istediklerini serbest bırakıyor, istediklerine terörist diyorlar.
Kendileri yazıp kendileri oynadıkları 15 Temmuz Tiyatrosu’nu tepe tepe kullanıyorlar. “Allah’ın bir lütfu” olan 15 Temmuz, düşman kardeşleri bile can ciğer kuzu sarması yaptı. 15 Temmuz Tiyatrosu’nun etrafında ittifak kurdular. Mao’nun öğretilerini savunanlarla, devletin malını ganimet zanneden Siyasal İslamcılar aynı kâseden çorba içmeye başladılar! Siyasal İslamcılar bunların hidayete erdiğini düşünürken; Maocular ise “Bunlar bizim çizgimize geldi…” demeye başladılar.
15 Temmuz Tiyatrosu’nu yöneten komutanlar terfi ettirilirken, tatbikat bahanesiyle köprüye götürülen askerî öğrencilere “müebbet hapis cezası” verildi. Hâliyle aileler bu suçsuz çocuklarını savunmaya çalışıyor, onların özgürlüğüne kavuşması için mücadele ediyor.
İşte Melek Çetinkaya’nın oğlu Furkan da askerî okul öğrencisiymiş. Daha bıyıkları terlememiş bu genç adam 3-4 yıldan beri hapiste yatıyormuş.
Melek Hanım her platformda oğlunun ve diğer askerî okul öğrencilerinin suçsuz olduğunu haykırıyor, onların sesi soluğu olmaya çalışıyor. Ama maalesef demokrasinin el birliği ile yok edildiği bir ortamda hiçbir hukuki mücadelenin anlamı yok.
Türkiye Cumhuriyeti’nde hak, hukuk, adalet, yargı, kanun ve nizam rafa kaldırıldı. Halk küçük ulufelerle uyutuldu, kendi evlatlarının vatan haini olduğuna inandırıldı. 15 Temmuz 2016 gecesi saat 3.00 sularında okunan “sala” ile Türkiye Cumhuriyeti bir “mevta” hâline getirildi. Şimdi bu mevtayı kaldırmaya çalışıyorlar.
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay