Kedi, evcil hayvanların en yaygın olanı, en çok sevilenleri arasındadır. İnsanlara türlü faydalarının olması, kedinin ilk evcilleştirilen hayvanlar arasında yer almasını sağlamıştır. Milattan önce 3000 yıllarında Eski Mısır’da kedinin evcil hayvan olarak yaşadığı bilinmektedir. Evcil kediler daha sonraları Afrika’dan bütün dünyaya yayılmıştır. Eski Roma villalarında kedi iskeletlerine rastlanmıştır. Hayvanlar âleminde kedigiller diye bir familya vardır. Bu familyada aslan, vaşak, kaplan, puma, pars, jaguar … gibi hayvanlar vardır. Ama bu büyük kediler bildiğimiz kediler kadar uysal ve sempatik değildir.
Kediler evlerimizin vazgeçilmez hayvanlarındandır. Anadolu’da kedisiz ev çok azdır. Onlar evlerimizi farelerden korumakla görevlidirler. Kedi ve fare arasındaki husumet çizgi filmlere bile yansımıştır. Televizyonlarda her gün izlediğimiz Tom ve Jeryy bunun en somut örneğidir. Ama bu meşhur çizgi filmde Jerry her defasında Tom’u gülünç duruma düşürüyor. Bence bu çizgi filmin senaristi böylelikle farelerin kedilerden intikam almasını sağlamış.
Çocukluğumda kedilerin yüzünden geceleri kâbus görürdüm. Çünkü bu hayvanlar gecenin karanlığında insanı ürperten ve korkutan homurtulu sesler çıkarırlar. Bu korkunç sesler yüreğimi ağzıma getirirdi. Kedilerin bu bağırtısını işittikten sonra başımı iki saat boyunca yorganın altından çıkaramazdım. Gerçekten kediler geceleri neden böyle ürkütücü sesler çıkarırlar? Bilinmez!
Bizim Karadeniz Bölgesinde kediler ikiye ayrılır. Dağ kedisi ve ev kedisi. Dağ kedisi ormanlarda yaşar ve vahşidir. Yani vahşilik bakımından evimizdeki kedilerden iki gömlek üstündür. Ama Türkiye’de bu iki kedi türünün dışında çok meşhur kedi türleri de var: Van Kedisi, Ankara Kedisi, Siyam Kedisi, İran Kedisi gibi. Van Kedileri dünya güzellik yarışmalarına katılsaydı belki de birinciliği kimseye kaptırmazdı.
Çocukluğumda kedimiz evde bizimle beraber yaşardı. Gün boyunca “akşam olasıya günlük dolasıya” misali orada burada dolaşır; akşam olunca da çok büyük bir iş başarmış gibi eve dönerdi. Yemeğini yiyene kadar bir çocuk gibi mırıldanır; yemeğini yedikten sonra da sıcak sobanın kenarına kıvrılıp yatardı. Öyle keyifli uyurdu ki biz dahi ona özenirdik. Bazen kedimiz, biz uyuduktan sonra gece mesaisine başlar, birtakım vukuatlarda bulunurdu. Ekmek teknesini kurcalar, yemekleri döker veya sütün kaymağını yerdi. Bir gün annem çok kızmış olmalı ki nash ile uslanmayan bu hayvanı kötekle terbiye etmeye kalkıştı. Kediyi tuttuğu gibi karşı evin duvarına fırlattı. Kedi bir anda kendini duvarın dibinde, dört ayaklarının üzerinde buldu.
Kediler bazen eğlence aracı da olurdu. Bir gün muzipliğiyle tanınan küçük amcam kediye çan takmış. (Çan; inek, at gibi hayvanların boynuna takılan ve çıkardığı sesle onların yerini belirleyen metal bir araçtır.) Kedi gece yarısı evden çıkıp tarlaya girince köy halkı ayaklanmış; atların mısır tarlasını bastığını zannetmiş.
Ama maalesef şimdi kedilerle ilgili böyle maceralara rastlamak imkânsız. Memlekete gittiğimde eski âdetlerin değiştiğini görüyorum. Artık kediler evin içinde değil de evin etrafında yaşıyor. Yani ya ahırda ya da samanlıkta falan… Aynı zamanda kediler eskisi kadar yaygın değil.
Kedilerin IQ’lerini merak edenler bulunabilir. Kedi zekâ bakımından köpekten hemen sonra gelir. Kediler oldukça zeki hayvanlardır. Üstelik karşılaştığı olayları incelemesini bilir ve kuvvetli bir hafızaya sahiptir. Kediler tecrübeyle edindikleri bilgileri birbirine bağlamakta da ustadırlar. Çatal bıçak sesinden sofranın kurulduğunu, buzdolabı sesinden yiyecekle ilgili bir şey olduğunu, kâğıt hışırtısından eve et geldiğini kolayca fark ederler. Eskiden büyükler nüfus planlamasından yoksun olan ve fazla üreyen bu hayvanları uzak diyarlara götürürlerdi. Bu sebeple hayvanın gözlerini bağlarlardı. Bu örnekten kedilerin gördükleri ve gezdikleri yerleri unutmadıklarını anlayabiliriz.
Kediler gerçekten de nankör hayvanlar olarak bilinir. Bu da şöyle olur: Nan sözcüğü Farsça’da ekmek anlamına gelir; kör ise bildiğiniz kördür. Yani, kediler yedikleri ekmeğin körüdürler… Yemeklerini yedikten sonra keyiflerine bakarlar. Ekmekleri, yemekleri yerler; sonra da “Kim vermişti bunları yahu?” diyerek kör rolünü oynarlar.
Gelelim kedi köpek arasındaki düşmanlığa ve rekabete; köpekler Canis Familiaris havhavus sülalesinden olup evcilleştirilmiş ilk hayvan türüdür. Kedilerin de daha sonraları bu eve ortak olmak istemeleri aralarında ezelî bir rekabetin doğmasına yol açmıştır… Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiçbirini, derler ya, aynen öyle. Bu ezelî rekabet nedeniyle başka bir evcil hayvan türü olan bu kedileri evcillikten çıkartıp, mezarcıl yapmak isterler… Kediler ciğere meraklıdır, köpekler de kedi ciğerine… Ama bir ayrıntı var ki aynı evin altında yaşayan kedi ve köpek zamanla dost olmayı başarmaktadır. Çocukluğumda sadık çoban köpeğimiz “Gobi”, komşunun kedisini yakalamak için bir ağacın altında saatlerce beklemiş; sabrını ispat etmişti.
Türkçemizde kedilerle ilgili meşhur ve anlamlı sözler de vardır. “Kedi gibi dört ayağı üzerine düşmek, kedi uzanamadığı ciğere pis der, kedi olalı bir fare tuttu, kediye peynir ısmarlamak, kedi gibi kaleci…”
Dünyada farelerin nesli tükenmedikçe insanlar kedilere muhtaç olacak; bu hayvan yaratıcının kendisine verdiği görevi yapmaya devam edecektir…
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay