Birkaç günden beri ülkenin gündeminde Musa Orhan vakası var.
İddiaya göre Musa Orhan, uzman çavuş olarak askerlik görevini yaparken genç bir kıza tecavüz etmiş ve mağdur daha sonra intihar etmiş.
Bu olaydan sonra Musa Orhan tutuklanmıştı. İşin en ilginç yanı ise Musa Orhan’ın tutuklanmadan önce yaptığı açıklamalardı. Musa Orhan kaçırdığı kıza “Beni istediğin yere şikâyet et. Bana kimse bir şey yapamaz. Daha önce de yaptım. Yapmaya da devam edeceğim.” demesiydi.
Adam haklı çıktı. Çünkü mahkeme “Katilin kaçma tehlikesi yok.” şeklinde bir karar vererek Musa Orhan’ı tahliye etmiş. İnanmıyorsanız bu yazının altındaki tahliye gerekçelerine bakabilirsiniz.
Musa Orhan vakası binlerce vakadan sadece birisidir. Anadolu’da daha neler yaşandığını ne tür pislikler olduğunu bilmiyoruz. Çünkü bu tür çirkin vakaları satılmış havuz medyası asla yazmıyor.
Peki, Türkiye Cumhuriyeti bu hâle nasıl geldi?
Şu anda Türkiye Cumhuriyeti, hukuk endeksinde dibe vurmuş durumda. Hatırlarsanız 17-25 Aralık operasyonlarında foyası ortaya çıkan Siyasal İslamcı iktidar, yargıyı hallaç pamuğu gibi dağıtmış, 15 Temmuz darbesini bahane ederek binlerce savcıyı ve hâkimi hapse attırmıştı. Ayrıca bu operasyonlar için havuz medyasında “Hükûmete darbe yapılıyor.” şeklinde bir algı oluşturulmuştu. İşte o günden bu güne bütün suçlular yargının emriyle affedilirken hayatında hiç suça bulaşmamış yüz binlerce insan hapiste çürütülüyor.
Hükûmet vatansever yargıçları devlet kadrolarından attıktan sonra parti teşkilatlarından buldukları adamları hâkim ve savcı yaptı. KPSS şartını kaldırdı. Mülakatla istediği adamları devlet kadrolarına atadılar. Şimdi bu hâkimler ve savcılar hükûmetten talimat alarak karar veriyor.
Hatırlarsanız 3-5 ay önce bir milletvekilinin evindeki hizmetçi kadının intihar ettiği iddia edilmişti. Büyük ihtimalle bu kadına tecavüz edilmiş ve kadın kurşunlanmıştı. Daha sonra adli kontrol bile yapılmadan kadının cenazesi apar topar ülkesine gönderilmişti. Bahsettiğimiz bu milletvekili Ayasofya’nın açılışında safların en önünde poz vermişti. İster inanın ister inanmayın ama katiller içimizde elini kolunu sallayarak dolaşıyor.
Geçen yıllarda hükûmetin milyonlarca dolar aktardığı vakıflardan birinde 40 tane erkek öğrenciye tecavüz edilmişti. Bu hadise ile ilgili açıklama yapan kadın devlet bakanı “Bir kereden bir şey olmaz!” açıklamasını yapmış ve gerçekten o yurttaki tecavüz olayının üzeri kapatılmıştı.
Ülkeye “Adil düzeni getireceğiz.” diyen Siyasal İslamcılar “adaletsiz bir düzen” getirerek ülkeyi yaşanmaz hâle getirdiler. Şimdi “hırsızlıkla, yolsuzlukla, rüşvetle, tecavüzle, mala mülke gaspla, hukuksuzlukla, ihaleye fesat karıştırmakla…” anılır oldular.
Türkiye Cumhuriyeti savcılarının şu anda çok işi var. Onların tecavüzcülerle, mafyayla, katillerle, uyuşturucu kaçakçılarıyla hiçbir işi yok. O yüzden bu yazıya “Musa Orhan’lar Suçsuzdur” şeklinde bir başlık koydum. Çünkü bu ülkede Musa Orhan’lar suça teşvik ediliyor.
Savcılar “kermeste börek açan, öğrencilere burs veren, okuma salonları açan, kurban kesip fakirlere et dağıtan…” insanların peşinde. Eğer bu suçlardan birinde isminiz geçiyorsa direkt 7 yıl ceza alıyorsunuz. Cezanız bitse bile hâlâ tahliye olmuyorsunuz. Yolda gördüğünüz bir kadına tecavüz ederseniz “kaçma şüphesi yok” diyerek savcı sizi serbest bırakıyor. Yani size “tecavüze devam edebilirsiniz” mesajı veriyor.
Yıllar önce rahmetli Aziz Nesin “Bu milletin yüzde altmışı aptaldır.” demiş ve çok tepki almıştı. O zaman için ben de bir vatandaş olarak çok sinirlemiş ve lanet okumuştum. Hâlbuki bizde hiç akıl olmadığını yaşanan süreçte net olarak anladım. Bizde akıl olsaydı “Bir kereden bir şey olmaz.” diyen zihniyeti “Bu milletin ….. koyacağız. Çok çalışacağız…” diyen ihalecileri tekrar tekrar seçmez ve tecavüze uğramaya devam etmezdik. Çünkü adamlar ne yapacaklarını baştan söylüyorlar. Dolayısıyla “Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez.”
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay