İçimizdeki Fransızlar ve Boykot

Boykot günümüzde, belli bir amacı gerçekleştirmek için baskı yapmak amacıyla, bir kimseyle, bir yerle, bir topluluk, kuruluş ya da bir ülkeyle her türlü ilişkiyi kesme kararı olarak tanımlanmaktadır.

Bu günlerde gündemi “Fransa’yı boykot” meşgul ediyor. Tabii ki Fransa’da yaşanan karikatür krizine ve devamında yaşanan menfur hadiselere demokratik haklar çerçevesinde tepkide bulunmak gerekir.

Son yıllarda ülkemizde belki de Fransa’daki hadiseye benzer onlarca hadise yaşandı ama herkes bu hadiseleri görmezden geldi. Türkiye halkı olarak öncelikle içimizdeki Fransızların yaptıklarını boykot etmemiz lazım. Ama ne yazık ki içimizdeki Fransızların zombisi hâline geldik.

Hatırlarsanız bir devlet bakanı Kur’an’a “Hakara makara” şeklinde hakaret etmiş ve her cuma günü bir ayet salladığını söylemişti. Bu makaracıya hiç kimse tepki göstermemiş hatta onu alkışlamışlardı.

Bir milletvekili “Başbakan, Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde taşıyan bir liderdir.” diyerek Allah’ı şirk koşmuştu. İçimizdeki Fransızlardan hiçbiri bu müşrike tepki vermemişti.

Bir öğrenci yurdunda kırk tane öğrenciye tecavüz edilmiş ve bu çirkin olay “Bir kereden bir şey olmaz!” denilerek kapatılmış ve tecavüzcüler onurlandırılmıştı.

15 Temmuz Darbesi’nden sonra yapılan ev baskınlarında binlerce Kur’an ve hadis kitabı tetör örgütü dokümanı olduğu iddia edilerek toplanmış, yok edilmiş veya yakılmıştı. Denize atılan Kur’an’lar sahillere vurmuştu. Kur’an’ın nehirlere ve denizlere atılması, yakılarak küllerinin havaya savrulması hiçbir din adamının ilgisini çekmemişti.

Son beş yılda on binlerce başörtülü dindar kadın hapse atıldı, tartaklandı, dinine küfredildi, tecavüzle tehdit edildi ama ülkede yaprak kımıldamadı.

Son zamanlarda Allah’ın evleri; dine ve kutsal değerlere küfredilen mekânlar hâline geldi. Sarayın din tüccarları tarafından hazırlatılan hutbeler insanları dinden soğuttu. Bazı insanlar cuma namazını terk etti.

Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilir. Türkiye’de dinle ve halkın inançlarıyla bu kadar alay edilirken, içimizdeki Fransızların sapkınlıkları ayan beyan ortadayken ta Fransa’da meydana gelen olaylarla ilgilenmek abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Sezgin Akçay
@sezgin_akcay

Yorum bırakın