Hüseyin Galip Nerede?

Türkiye’de son 3-4 yıldan beri akla hayale gelmedik olaylar yaşanıyor. Toplumun büyük bir kesimi bu olan bitenlerden haberdar değil. Ya da haberleri yokmuş gibi davranıyorlar. Haberi olanlar ise “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” modunda. Bir kısım insanlar ise Havuz Medyası’nın pembe yalanları karşısında hipnoz olmuş durumda. Onlar için başkalarının söylemleri ve iddiaları hiçbir önem arz etmiyor.

Türkiye’de tıpkı doksanlı yıllarda olduğu gibi faili meçhul cinayetler işleniyor, Güneydoğu’daki ilçeler ve kasabalar yerle bir ediliyor, Ankara’nın göbeğinde insanlar güpegündüz kaçırılıyor ve bilinmeyen bir mekâna götürülüyor.

Kaçırılan insanlara büyük ihtimalle işkence yapılıyor, bazı önemli belgeleri imzalamaları için tehdit ediliyorlar. Bu insanlar itirafçı olmaları için zorlanıyor. Türkiye’de son yıllarda bu şekilde 30 civarında insanın kaçırıldığı söyleniyor. Birçoğunun akıbeti ise bilinmiyor. İşkenceden dolayı öldürülenlerin hesabı ise ahirete kaldı. Bu ülkede azılı katiller, tecavüzcüler, hırsızlar, mafya babaları affedilip “sevgi pıtırcığı”na dönüştürülürken vatansever insanlar ise “vatan haini” ilan edildi.

Birkaç gün önce Hüseyin Galip Küçüközyiğit adlı vatandaş Ankara’daki evinden çıkıyor ve bir daha evine dönmüyor. Bu vatandaşın kaybolması ile ilgili kızı sosyal medya hesaplarından duyurular yapıyor, babasının bir an önce bulunması için yetkili kişilere sesleniyor. Bu çağrı henüz cevap bulmuş değil. Emniyet yetkilileri ise kaybolan bu insan hakkında herhangi bir açıklama yapmıyor.

Önceden başbakanlık raportörü olan Hüseyin Galip Bey KHK ile memurluktan atılmış. Dört dil bildiği söylenen bu vatandaşın Abdullah Gül ile tokalaşırken çekilmiş fotoğrafları var. Dün itibarlı bir insanken bugün azılı bit terörist muamelesi görüyor.

15 Temmuz Darbesi’nden sonra Türkiye’de demokrasi, hukuk ve insan hakları kalmadı. Yüz binlerce insanın can ve mal güvenliği yok. Birçok insan kaçırılma endişesiyle evinden çıkamıyor. Hâkimler ve savcılar, “yedi kocalı Hürmüz” gibi kendilerine emredilenleri yapıyorlar. Yani verdikleri kararlar anayasaya ve hukuka uygun değil. Hâkimler ve savcılar kendilerine olan saygınlıklarını da yitirmiş durumdalar.

Ülkede tam bir cinnet hâli yaşanıyor. Ülkeyi kimin yönettiği belli değil. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanıyor. Kayyımlar bir diktatör gibi istediği kişiyi işe alıyor istemediklerini işten atıyor. Seçkin üniversitelere yandaş rektörler atanıyor. Hapishanelerde darbe ile ilgisi olmayan yüz binlerce insan ömür çürütüyor. Bu cinnet hâlinin ne zaman son bulacağı ise meçhul!

Allah; mazlumları, masumları ve mağdurları her türlü belalardan korusun. Hapishanelerdeki kadınlar, bebekler ve suçsuz insanlar bir an önce özgürlüğüne kavuşsun. Karanlık odaklar tarafından kaçırılan insanlar da ailelerine teslim edilsin.

Sezgin Akçay
@sezgin_akcay

Yorum bırakın