28 Şubat Postmodern Darbesi

Sevgili Günlük,

Bugün 28 Şubat kararlarının yıldönümü. O günden bu güne köprünün altından çok sular aktı. 28 Şubatçılar, perde arkasından iktidara gelerek amaçlarına ulaştılar.

Türkiye Cumhuriyeti’nde hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları gibi kavramların içi boşaltıldı. Ülkede fikir özgürlüğü yok edildi. Yüz binlerce eğitimli insan KHK saçmalığıyla memurluktan atıldı, on binlerce insan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Düzmece mahkemelerin verdiği kararlarla; gazeteciler, askerler, polisler ve bilumum meslek gruplarından insanlar hapse atıldı. Ülke âdeta açık hava hapishanesine çevrildi. 28 Şubat’ta alınan kararlar, misliyle icraata geçirildi. Ülke 28 Şubatçı dikta rejimine teslim edildi.

28 Şubat süreci, Necmettin Erbakan’ın başbakan, Tansu Çiller’in başbakan yardımcısı olduğu 28 Şubat 1997’de olağanüstü toplanan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan bir süreçti. Amaç irticaya karşı, orduyu ve bürokrasiyi harekete geçirmekti. 28 Şubat kararlarının altında dönemin başbakanı Necmettin Erbakan’ın imzası vardı.

28 Şubat postmodern darbesiyle ilgili çok şeyler söylenebilir. Ancak bu ülkenin yaşanmaz hâle gelmesinin en büyük müsebbibi Siyasal İslamcılar’dır.

“Âdil Düzen” getireceğiz diyen Siyasal İslamcılar kitleleri birbirine düşürerek ülkeyi Orta Çağ bataklığına sürüklediler. Şimdi ülkenin bu bataklıktan nasıl kurtulacağını ise hiç kimse kestiremiyor. “Düşmanımın düşmanı dostumdur.” ilkesiyle hareket eden Siyasal İslamcılar, illegal yapılarla ortaklık kurdular. Şimdi dünyanın en azılı hırsızları ve zalimleri ile anılır hâle geldiler.

Hâlbuki yakın bir zamana kadar bu ülke insanı; Müslümanıyla, ateistiyle, Lazıyla, Kürdüyle, gayrı müslimiyle birbirine saygılı bir milletti. Şimdi İslamcı münafıklar sayesinde ülkede zulüm arşa değdi. 28 Şubat’ta yapamadıkları altın vuruşu 15 Temmuz’da yaptılar. Şimdi herkes birbirine düşman, herkes birbirini vatan hainliği ile suçluyor. Yukarıda filler tepişiyor, altta ezilenler ise hâlâ en iyi filin kendi filleri olduğunu zannediyor.

28 Şubat’ta irticayla mücadele adı altında yayınlanan kararlar 15 Temmuz Darbesi ile uygulamaya kondu. Ülkede 17 tane üniversite, 1200 tane okul, binlerce kurs merkezi, yüzlerce yardım derneği, gazeteler, televizyonlar kapatıldı. En önemlisi ise Peygamber Ocağı denilen Türk ordusu tasfiye edilerek ülke savunmasız hâle getirildi. Askerî okullar kapatılarak arazileri “Milletin …. koyacağız.” diyen müteahhit çetesine peşkeş çekildi. Bu okullarda okuyan öğrenciler ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

O günün muktedirleri, “28 Şubat 1000 yıl sürecek!” iddiasında bulunmuşlardı. Ülkedeki halk yığınları 3-5 kuruşluk menfaatleri uğruna ülkeyi bu hâle getirenleri inkâr etmeye devam ederlerse 12 Eylüller de 28 Şubatlar da 15 Temmuzlar da asla bitmez. Ayrıca kitleler İslamcı münafıkları desteklemeye devam ederlerse yakın bir zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin yerinde yeller esebilir.

Celladına âşık olmuşsa bir millet,
İster ezan, ister çan dinlet.
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstehaktır ona her türlü zillet.

Sezgin Akçay
@sezgin_akcay

Yorum bırakın