Sayın Cumhurbaşkanı,
Bugün 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü. Size göre 15 Temmuz, büyük bir destan; bana göre Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine dinamit konulmuş bir yıkım projesi. Ancak siz bu günü “mal bulmuş mağribi” gibi kutlayacaksınız. Size taraf olanlar da bu günün anısına karanlığa kurşun sıkacaklar! Uydurdukları kahramanlık hikâyeleriyle bu günü anmaya çalışacaklar.
Bu zamana kadar “15 Temmuz’un siyasi ayağı araştırılsın!” önergesini ortaklarınızla birlikte reddettiniz. Çünkü bu projenin arkasında, kim ne derse desin, siz ve ortaklarınız var. Hatırlarsanız bir zamanlar gizli kasanız Binali Yıldırım “En kötü projemiz 15 Temmuz.” demişti. Bu itirafı yabana atmamak lazım. Zira hep birlikte oynadığınız darbe tiyatrosuyla Türkiye’yi yaşanmaz hâle getirdiniz. Zamanında “Ben BOP eş başkanıyım.” demiştiniz. İşte 15 Temmuz, BOP sürecinde Türkiye Cumhuriyeti’nin hem askerî, hem siyasi, hem de ekonomik olarak zayıflatılma projesidir.
15 Temmuz bahanesiyle Askeriye’nin %33’ünü tasfiye ettiniz. Böylece Türkiye Cumhuriyeti sınırları operasyonlara açık hâle geldi. Sizin kirli emellerinize karşı direnen vatansever paşaları cezaevine attınız. Daha sonra türlü sebeplerden dolayı ülkelerini terk eden milyonlarca göçmen, ellerini kollarını sallayarak Türkiye topraklarına girdi. Şimdi Türkiye’de 10 milyonun üzerinde göçmen var. Elbette bu göçmenler arasında suça bulaşanlar da olabilir. Dolayısıyla suça meyilli kontrolsüz göçmenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için bir tehdit oluşturmaktadır. Askerî ücretin 10 bin TL bandında olduğu Türkiye’de bu göçmenlere 40 milyar dolar harcadınız. 15 Temmuz’dan önce bu savurganlığa itiraz eden bürokratları da tasfiye ettiniz. Bu bürokratların büyük bir çoğunluğu cezaevlerinde, bir kısmı semt pazarlarında, bir kısmı da yurt dışında. Düşman gelse, ülkeye bu kadar zarar veremezdi!
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz’dan sonra Türkiye, uluslararası uyuşturucu ticaretinin merkezi hâline geldi. Çünkü bir gecede çıkardığın KHK’larla 10 binlerce polisi görevden attırdınız. Önceden uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayan polislerin yerinde şimdi yeller esiyor. Ara sıra emir kulun Ali Yerlikaya ortalığı velveleye vererek bazı operasyonlar yapsa da bu operasyonlar genellikle garibanlara yönelik oluyor. Uyuşturucu baronlarına, silah kaçakçılarına, kara para aklayanlara dokunulmuyor. Bu Ali Yerlikaya tam bir “Ali kıran baş kesen!” Tarih, onu bu devrin en katmerli yalakası olarak yazacak.
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz’un hemen sonrasında hayırsever Anadolu insanlarının kurduğu binlerce eğitim kurumlarına el koydunuz. Gazeteleri, televizyonları, dernekleri, özel hastaneleri, özel şirketleri darbe bahanesiyle kapattınız. Bu kurumları yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Şimdi Türkiye’de eğitim yerlerde sürünüyor. Zira eğitimi katlettiniz. Ağlayanın malı, gülene fayda etmezmiş. Bu ülke, mala çökme hadisesinin hesabını hep birlikte verecek.
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz’dan sonra Türkiye’yi, Suriye bataklığına soktunuz. İşte orada dananın kuyruğu koptu. Milyonlarca Suriyeli yerinden yurdundan oldu, binlerce çocuk bombaların altında can verdi. Bu savaştan kaçan ailelerin çocuklarının cesetleri sahillere vurdu. Bu olan biten soykırıma koca Türkiye Cumhuriyeti’nde itiraz eden olmadı.
Zira gözler kör, kulaklar sağır olmuş! Allah imhal eder, ancak ihmal etmez!
Her zamanki gibi Diyanet Camiası ve onun trol imamları bu savaşın en büyük destekçisi oldu.
İşlediğiniz bu soykırımdan dolayı “savaş suçlusu” olarak yargılanacaksınız. Eğer Allah’ın varlığına inanıyorsanız öbür dünyada hesabınız çok çetin olacak.
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz’dan sonra dinin içini boşalttınız. Bu ifritten dönemin 70 bin Taylasanlısı ile birlik olup halkı dinden imandan soğuttunuz. Dindar insanları birbirine düşman ettiniz. Allah’ın evlerini, siyasete meze yaptınız. Camilerde okunan nefret dolu hutbelerle insanları zehirlediniz. İşlediğiniz bu akıl almaz suçlardan dolayı bu dünyada olmazsa bile öbür danyada hesabınız ağır olacak. Zira siz milyonların hakkına girdiniz.
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz’dan sonra saraylarda gününüzü gün edip ejder meyvesiyle ve manda yoğurduyla beslendiniz. Şairin dediği gibi “Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, / Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!” sözlerine binaen israfta sınır tanımadınız. Bir yüzükle geldiniz ama bu yüzüğün değeri milyar dolarlara ulaştı. Ülkenin kaynaklarını tıpkı Orta Asya liderleri gibi zimmetinize geçirdiniz. Sıfırlanamayan paraların haddi hesabı belli değil!
Cuma namazlarına konvoylarla, yurt dışı gezilerine uçaklarla gittiniz. Çevrenizde doyma bilmeyen, arsız bir topluluk var. Elbette günü geldiğinde bu haram saltanatının hesabını vereceksiniz! Bu haram servet sana da evlatlarına da fayda etmeyecek!
Sayın Cumhurbaşkanı,
Ülkede demokrasi, insan hakları ve hukuku bitirdiniz. Yargıçların hiçbir itibarı kalmadı. Zira onlar senin noterin gibi çalışıyorlar.
Adalet sarayları suçsuzlara değil, suçlulara adalet dağıtmaya başladı. Kermeste börek açan kadınlar 6 yıl ceza alırken, cinayete karışanlar tutuksuz yargılanır hâle geldi.
Ülkede hukuksuzluk aldı başını gitti. Mafya liderleri ellerini kollarını sallayarak, vatandaşların arasında dolaşıyor. Mafya sizden güç alıyor. Yani size dokunmayan yılan bin yaşıyor. Ama bu mafya düzeni bir gün yıkıldığında kopacak kıyameti hep birlikte göreceğiz. Unutma! Her yükselişin bir yıkılışı vardır! Yıkımlar çok sancılı ve sıkıntılı olur. Bugünün kudretlileri o gün yaptıkları bu hukuksuzluklardan dolayı dizlerini dövecekler! Çünkü suça bulaştıklarını kendileri de biliyorlar ancak ömür boyu bu düzenin devam edeceğini düşündükleri için hukuka dönmek istemiyorlar.
Sayın Cumhurbaşkanı,
15 Temmuz Bayramı’nız kutlu olsun! Bu bayram benim bayramım değil, sizin bayramınız! Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük bayramı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır. 15 Temmuz senin yalanlarına ve kumpaslarına inananların bayramı!
Hatta bu bayramı her ay kutlayarak akıllardan çıkarmayın! Bu bayram, sizin ayakta kalma sebebiniz! Zira tatlı su muhalifleri de bu tiyatroya tav oluyorlar! 15 Temmuz’dan sonra kurduğun bu dikta rejiminde yandaşlarınla birlikte “bir eli yağda, bir eli balda” yaşıyorsun! Yediğin önünde yemediğin arkanda! Kimse sana hesap soramıyor! Sana karşı geleni “şak” diye emir verip “tak” diye cezaevine attırıyorsun. Rahmetli Kemal Sunal’ın tabiriyle sen bu dönemin Allahısın! Ama unutma! Tarih senin gibi nice diktatörlere şahit oldu. Firavun’la Hz. Musa’nın mücadelesini hatırla! Sonunda Firavun rezil bir şekilde denizin dibini boyladı! Nikolay Çavuşesku, bin odalı sarayından kaçmak zorunda kaldı. Orta Doğu’nun kudretli diktatörü Saddam, son günlerini rögarlarda geçirdi. Bu devrin sonunda senin de ne olacağını bilmiyoruz. Bunu tarih göstererek. Ancak boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur. Bu soygun düzeni devam ettiği sürece bir gün kaynaklar tükenecek ve parayla satın aldığın kitleler aç kalınca sana saldıracaklar. Zira hazıra dağlar dayanmaz! Bugün sana tapan, seni gereğinden fazla yücelten ve pohpohlayan “havuz medyası”, maması kesilince senin kirli çamaşırlarını bir bir ortaya dökecek. Bu yaptığın zulümlerden sonra hem bu dünyada hem de öbür dünyada perişan olacaksın! Zira masum insanlara uyguladığın zulüm arşa değdi. Artık bu iş Allah’a kaldı. Allah, elbette olan bitenleri görüyor. Bu kabağın da bir sahibi var. Her ne olursa olsun sonun âleme ibret olacak. Buna ömrü yetenler şahit olacak.
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay
