İsveç Kraliyet Bilimleri Akademisi, 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü, ulusların refah toplumlarına dönüşmesi üzerine çalışmalarından dolayı Daron Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson’a vermiş. İktisatçı Daron Acemoğlu, 1967 yılında Ermeni bir anne-babanın çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiş. Yani “İçimizdeki Ermeniler”den biri!
Elbette Daron Acemoğlu’nun Türkiye adına Nobel Ödülü alması çok önemli. Milliyetçiliğin ve dinciliğin tavan yaptığı bir dönemde Daron’un Nobel Ödülü’ne layık görülmesi birçok tartışmayı beraberinde getirecektir. Çünkü güzel Türkiye’mizde devletin kaynaklarını hortumlayan dinciler “Bu paralarla hayır kurumları açarak İslam’a hizmet edeceğiz.” diyerek kendilerini avuturken; kurt işareti yapan milliyetçiler de sokaklarda terör estirmektedirler. Tabii bütün bu magandalıkları yaparken vatanı koruduklarını, bu ülke için canlarını bile verebileceklerini iddia etmektedirler.
Ayrıca bu ödül “Hepimiz Ermeniyiz!” ile “Affedersiniz Ermeni!” felsefesinin karşı karşıya gelmesine sebep olacaktır. “Hepimiz Ermeniyiz!” diyenler “Bu ülkede doğup büyüyen ve ülkeye hizmet eden kim varsa saygı duyulmalı ve takdir edilmeli.” şeklinde düşünerek Daron Acemoğlu ile gurur duyacaklardır.
“Affedersiniz Ermeni!” diyenler ise tıpkı Hakan Şükür’de olduğu gibi Daron’un adını ağızlarına almaya tenezzül etmeyeceklerdir. Hatırlarsanız bazı spor yorumcuları Hakan Şükür için “Uzun boylu santrafor” tabirini kullanmıştı. Hülasa Türkiye Cumhuriyeti’nde birçok Ermeni vatandaş var. Hatta bizim Karadeniz’de Ermeni vatandaşlar kimliklerini gizlemektedirler. Çünkü bu insanlar kimliklerini açık ettikleri takdirde toplumdan izole olacaklardır. Maalesef kuru milliyetçilik ve faşizm Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet politikası hâline geldi. “Affedersiniz Ermeni, FETÖ’cü, Kürt, Zaza, Alevi…” gibi yaftalamalar ve atılan iftiralar insanları birbirine düşman etmektedir. Okuma oranının çok düşük olduğu bir toplumda “Ermeni, Rum, Alevi…” olmak suçmuş gibi kabul görmektedir.
Mevlâna “Gel, gel! Ne olursan ol, yine gel!” diyerek insanları “sevgi, barış ve hoşgörü”ye davet etmiştir. Geçmişte “Milleti Sadıka” denilen Ermenilerle kıyamete kadar düşman kalmanın hiçbir anlamı yok. Geçmişte olanlar geçmişte kaldı. Dolayısıyla bu ülkeye katkısı olan her vatandaş kıymetlidir. İçinde din olmayan dinciliğin, halkı birbirine düşüren milliyetçiliğin, Atatürk’ü atlama taşı olarak kullanan Kemalizmin bu ülkeye hiçbir faydası olamaz!
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay
