Kız Çocukları Davası olarak bilinen süreç, Türkiye’de üniversite öğrencisi genç kızlar ve bazı aileler hakkında yürütülen bir soruşturmayla gündeme geldi. Bu davada 12-18 yaş arasında henüz reşit olmayan kız çocukları korku ve sindirme politikası ile yargılanmaktadır.
Dava kapsamında 41 kişi hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçlamasıyla dava açılmıştır. İddianamede, kız çocuklarının ve ailelerinin günlük sosyal etkinlikleri (alışveriş merkezinde buluşma, sinema, bowling gibi) suç delili olarak sunulmuştur. Ayrıca bu kız çocuklarının ailelerinin “örgütsel bir yapı” içerisinde çocuklarını yönlendirdikleri iddia edilmiştir. Ancak bu iddiaların dayanağının daha çok günlük hayatta yapılan aktiviteler olduğu belirtilmektedir.
Çocukların gözaltı sırasında avukat erişiminden mahrum bırakıldığı, ifadelerinin baskı altında alındığı ve kötü muamele gördükleri iddia edilmiştir. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, bu süreci hukuka aykırı bulduklarını ifade etmişlerdir.
Davanın ilk duruşmaları 2024 Eylül ayında gerçekleştirilmiş, birçok sanığın tahliyesine karar verilmiştir. Ancak bazı sanıklar için tutukluluk hâli devam etmektedir.
Özellikle çocukların aileleri aleyhine tanıklığa zorlanması ve yargılamanın genel şekli eleştirilere yol açmıştır. İnsan hakları kuruluşları bu davayı, temel hak ve özgürlüklerin ihlali olarak değerlendirmiştir.
Dava, adalet sistemi ve insan hakları açısından büyük bir sınav olarak görülmekte ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının da dikkatini çekmektedir. Yargılama süreci hâlen devam etmektedir.
Bu davada yargılanan genç kızlardan birinin annesi: “Kızım ve arkadaşları, dinî inançları nedeniyle suçlanıyor. Üniversite yıllarında bir evde Kur’an okuyup namaz kılmaları sorgulanıyor. Hâkim bile İmam Hatip mezunu ama bu gençlerin inançlarını savunmaları suç gibi gösteriliyor. Adalet nerede?” dedi.
Maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan hukuksuzluklar, bir ur gibi yayılıyor ve halk yığınları tarafından kabul görüyor. Her şeye rağmen “insan hakları ihlalleri”ni duyurmak ve bu hukuksuzlukların karşısında durmak boynumuzun borcudur.
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay