Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Şeref Ateş’in yüz milyonlarca liralık yolsuzluk skandalı nedeniyle Almanya’ya firar ettiği ve hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı ortaya çıktı. Bazı daire başkanları ve personeller de gözaltına alınmış.
Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye’nin kültürel ve sanatsal mirasını yurt dışında tanıtmak, Türk dilini, kültürünü ve sanatını öğretmek ve bu sayede Türkiye ile diğer ülkeler arasında dostluk bağlarını güçlendirmek amacıyla 2007 yılında kurulmuş. Ancak bugün yolsuzluk ve rüşvetin merkezi hâline gelmiş. Acaba Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvet sarmalına girmeyen bir kurum ve kuruluş kalmış mıdır?
Güzel Türkiye’mizde yolsuzluk, rüşvet, torpil, adam kayırma, adam kaçırma… gibi bilumum illegal işler artık aleni yapılmaya başlandı. Toplum bu modern dolandırıcıları alkışladıkça bunlar gemi azıya almaya başladılar. Baktılar ki şimdilik bunlara Allah da bir şey yapmıyor, bu sefer bütün yolsuzluk ve rüşvet işlerini ibadet neşvesiyle seriye bağladılar.
Bütün bunlar olup biterken hükûmet, Kırgızistan’a 60 milyon dolar rüşvet vererek, bu ülkede eğitim-öğretim faaliyetlerinde bulunan Sapat Eğitim Şirketine el koydu. Artık bu okulları Maarif Vakfı işletecekmiş. “Bundan bize ne?” diyemezsiniz. Çünkü bu 60 milyon dolarlık rüşvet parası direkt hazineden ödeniyor.
Sapat Eğitim Şirketi, 30 yıl boyunca Kırgızistan’da eğitim-öğretim faaliyetlerinde bulundu, belki 100 binin üzerinde öğrenciyi hayata hazırladı. Aslında bu kurumlar fazlasıyla görevini yerine getirdi. Oraya giden gönüllü öğretmenler çok düşük maaşlarla çalıştılar. Orada Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrettiler. Çok başarılı öğrenciler yetiştirdiler. Şimdi de bu okullar hiçbir bedel ödemeden devralındı. Okul kapanır, okul açılır. Belki buradan mezun olan gençler daha fazla sayıda kendi okullarını açacaklar ve öğrenci yetiştirmeye devam edecekler. Abcak konu bu değil. Konu Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuksuz olan alengirli işleri!
Kim ne derse desin Türkiye Cumhuriyeti en karanlık dönemlerini yaşamaktadır. Ülke, eğitime, bilime, sanata ve kültüre düşman bir güruh tarafından yönetilmektedir. Bu kara düzen sona erdiğinde geriye büyük bir harabe kalacaktır. Hiç kimse bugünün muktedirlerini ağzına almayacaktır. Bunların en yakınındakiler bile bunlardan nefret edecek “Biz hiç bunlara destek vermedik.” diyeceklerdir.
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay

