Bir orman, binlerce kayıp ve yarım asır süren bir yalan… Tarihin en karanlık sırlarından birine hoş geldiniz.
1940 yılının bahar aylarıydı. Dünya, II. Dünya Savaşı’nın dehşetiyle yanıyordu. Ancak Polonya’nın Katin Ormanı’nda işlenen korkunç bir suç, savaşı bile gölgede bırakacak kadar vahşetti. Yaklaşık 22.000 Polonyalı asker, entelektüel ve sivil, Sovyet gizli polisi NKVD tarafından birer birer infaz edildi.
Bu yalnızca bir katliam değildi; tarihin en büyük örtbaslarından biri olacaktı. Sovyetler, tam 50 yıl boyunca bu suçu inkâr edecek ve suçu Nazilere atarak dünyanın gözünü boyayacaktı.
Arka Plan: Gizli Anlaşma
1939 yılında Almanya ve Sovyetler Birliği, Polonya’yı ikiye bölmek için gizli bir anlaşma yaptı: Molotov-Ribbentrop Paktı. Buna göre Polonya’nın batısını Almanya, doğusunu ise Sovyetler işgal edecekti.
İşgalin ardından Sovyetler, Polonya ordusunun binlerce subayını ve ülkenin entelektüel kesimini esir aldı. Bu kişiler; askerler, siyasetçiler, doktorlar, mühendisler, akademisyenler ve yazarlar gibi ülkenin geleceğini şekillendirecek beyinlerdi. Sovyetler ise onları yalnızca esir tutmayı değil, tamamen ortadan kaldırmayı planlıyordu. Çünkü bu aydınlar, bir gün Sovyet işgaline karşı direnişin öncüsü olabilirdi.
Katliam
1940 yılında, Katin Ormanı’na götürülen Polonyalı esirler, sırayla infaz edilmeye başlandı. Her bir kurbanın başına tek kurşun sıkıldı. NKVD, infazları titizlikle planlamış, cesetleri toplu mezarlara gömerek âdeta tarihten silmek istemişti.
Ortaya Çıkış
Bu büyük vahşetin üzeri uzun süre kapalı kaldı. Ancak 1943 yılında, bölgede bulunan Naziler, Katin Ormanı’nda yaptıkları kazılarda toplu mezarları ortaya çıkardı ve dünya kamuoyuna duyurdu.
O dönem pek çok kişi, bunun Nazi propagandasının bir parçası olduğunu düşündü. Sovyetler ise bu algıyı güçlendirdi ve suçu Almanya’ya attı. Böylece gerçeğin üzeri, II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar örtülmüş oldu.
Propaganda ve Örtbas
Katin Katliamı’nın ortaya çıkması Sovyetler için büyük bir tehditti. Stalin, gerçeği saklamak için geniş bir propaganda kampanyası başlattı. Uluslararası alanda suçu sürekli olarak Nazilere yıkmaya çalıştılar.
Hatta bu yalan, Sovyetlerin müttefikleri olan İngiltere ve Amerika tarafından da uzun yıllar kabul gördü. Soğuk Savaş döneminde Katin meselesi, büyük bir siyasi pazarlık konusu hâline geldi. Sovyetler, 1990’lara kadar bu gerçeği gizlemeyi başardı.
Gerçeğin Ortaya Çıkışı
1990 yılında, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte gizli belgeler gün yüzüne çıkmaya başladı. Dönemin Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, sonunda gerçeği kabul etmek zorunda kaldı ve Sovyetlerin Katin Katliamı’ndan sorumlu olduğunu itiraf etti. Bu, yarım asır süren bir yalanın sonu demekti.
Gerçek ortaya çıktığında dünya şok oldu. Bu kanlı suç, insanlık tarihinin en karanlık anılarından biri olarak kayıtlara geçti.
Bugün
Katin, yalnızca bir katliamın değil; adaletin, gerçeğin ve tarihin trajik bir yansıması olarak hatırlanıyor. Polonya ile Rusya arasındaki bu acı olay hâlâ siyasi tartışmalara ve diplomatik gerilimlere yol açıyor.
Ancak Katin’de hayatını kaybeden binlerce masum insan, tarihin adaleti önünde asla unutulmadı. Onların anısı, her yıl törenlerle ve anıtlarla yaşatılıyor.
Tarihin bu karanlık sayfası bize şunu hatırlatıyor: Gerçek ne kadar gizlenirse gizlensin, adalet er ya da geç ortaya çıkar. Bu katliamı hatırlamak, gelecekte benzer acıların yaşanmaması için insanlığa bir uyarıdır.
Sezgin Akçay
@sezgin_akcay
